Joachim Trier sineması, hafıza, zaman ve kuşaklar arası ilişkiler üzerine
La Grazia, zarafetle yaşlanan bir adamın hikâyesinden İtalya’nın idealize edilmiş ruhuna uzanan, büyüleyici estetiğiyle bir Sorrentino portresi
Bedenin ve mekanların sessiz hafızasını konu eden filmde nesilden nesile kadın hikayelerini dinlerken fark ediyoruz, zaman sadece şimdide değil geçmişte de atıyor
Radu Jude’un başarısını yalnızca zeki ve cesur yaklaşımına değil, aynı zamanda kaba ve hoyrat görünen kabuğun altında hissettirdiği yumuşak ve akışkan özüne de bağlamak için çok geçerli nedenler var. Kontinental’25 Rossellini’nin Europa ’51ine göndermeler ve Haneke’nin orta sınıf eleştirilerine yakın duran üslubuyla,
Karton figüranlar, ucuz Dracula gösterileri, yapay zekâ saçmalıkları ve absürt mizah… Provokatif Arşivci Radu Jude, Dracula (2025) ile “Daha kötüsü yapılabilir mi?” sorusunun peşine düşüyor.
Magritte’ten Hopper’a tekinsizliğin merkezinde, Woolf’un The Lighthouse’uyla birleşen bir travma sonrası akış dramı; Eva Victor’un tatlı-sert debut’u Sorry, Baby şimdiden harika bir sinema tarzını müjdeliyor.
"The past is never dead. It’s not even past.”
İsimsiz bir mezarlığa gömülse de asla ölmeyen çocuklara ait üstünden yıllar geçse de asla unutulmayacak bir geçmiş söz konusuyken, ırkçılık Amerikan tarihinde sürekli ağza gelen safra suyu gibi, acı ve boğaz yakıyor.
⭐⭐⭐⭐ 2024’ün en çok beklenen filmlerinden biri olan Nosferatu her açıdan skalada yukarılara yerleşerek bu bekleyişe değiyor.