Stranger Things (2016-2025)
“Elveda Dostlarım; Eleven, Mike, Dustin, Lucas, Will ve Max”
Dizinin 3. ve 4. sezonu incelemelerini, 24 Aralık 2025 tarihli yazıda sizlerle paylaşmıştık. Bu yazıda ise dizinin 5., yani final sezonunu inceleyip, Stranger Things serisini tamamlamış olacağız.
Yaklaşık üç buçuk yıl süren, oldukça uzun bir bekleyişin ardından nihayet kavuştuğumuz 5. sezon, Netflix’in yayın stratejisi gereğince 8 bölümü “4-3-1” şeklinde üç farklı tarihte yayınlandı. Öncelikle Kasım sonunda yayınlanan ilk 4 bölümden ve Noel’de yayınlanan diğer üç bölüme ve yılbaşında yayınlanan final bölümünü inceleyeceğiz.
5. sezonun ilk iki bölümünde dikkat çeken şeylerden biri şuydu: Dizinin sevenlerinin çoğu, önemli rollerdeki karakterlerle henüz çocukluk çağında tanışmıştı. Dizinin 9 yıla sarkan yayın süresi, elbette bu karakterlerin diziyi genç kadınlar ve genç erkekler olarak tamamlamasına sebep oldu. Bir önceki sezonda dizinin aleyhine işleyen bu büyümeyi ise Duffer Kardeşler, dizinin tonunu daha karanlık bir yapıya büründürerek ve her bölümü adeta bir korku filmine çevirerek Stranger Things için avantaja dönüştürmeyi başarmıştı.
Bununla birlikte son sezonun ilk iki bölümünün aşırı derecede diyalog içermesi ve büyük savaşa hazırlık öncesinde gereksiz pek çok metinle doldurulması, bu sezonun 4. sezonun mecburi biçimde genişletilmiş, dolgu bölümlerden oluşan bir tür “fazlalık” sezon olarak algılanmasına yol açtı. Bu değerlendirmeyi, en azından ilk iki bölüm özelinde net biçimde yapmak mümkün. Dizinin bu geveze tonu, seyirci kitlesinin bir kısmının tecrübe ettiği en kötü Stranger Things sezon başlangıcına işaret ediyordu. Dolayısıyla, 4. sezonun 3–4 ek bölümle genişletilmesi anlatı bütünlüğü açısından daha isabetli olabilirdi.
Neyse ki Esaretin Bedeli ve Yeşil Yol filmlerinin efsanevi yönetmeni Frank Darabont’un yönettiği sezonun 3. bölümünden itibaren, izleyiciler gerçekten Stranger Things izlediklerini yeniden hissetmeye başladı. Dizinin tüm güçlü yanlarını belirgin biçimde ortaya koyan “Turnbow Trap” bölümü, sezonun gidişatına dair olumlu bir işaret niteliğindeydi. Baştan sona başarılı kurgu yapısı ve sağlam olay örgüsüyle öne çıkan bu bölüm, aynı zamanda yaklaşan büyük kırılmanın habercisi konumundaydı. Nitekim sezonun 4. bölümü, serinin tarihine kocaman bir damga vurdu.
26 Kasım’da yayınlanan ilk kısmın final bölümü olan “Sorcerer” (Büyücü), şimdiden dizinin en güçlü bölümleri arasında yerini aldı. İlk sezondan itibaren incelikle inşa edilen Will Byers karakterinin zirve noktasına ulaştığı bu bölüm, özellikle son 20 dakikasında yarattığı yüksek gerilimle dikkat çekti. Stranger Things tarihinde efsanevi sıfatını hak edenson bölümü oldu. “Sorcerer”, final sezonunun tam ortasında ulaşılan son büyük zirve olarak değerlendirilebilir. Final sezonunun tam ortasında yaşanan bu zirve, tekrar edilmesi zor bir meydan okumaya işaret ediyordu. Dolayısıyla ilk kısmın son iki bölümünün, önceki iki bölümün günahlarını affettirdiğini söylemek, yerinde bir tespit olacaktır.
Teoriler ve bilimsellik açısından oldukça yoğun ilerleyen ikinci kısımdan itibaren belirgin bir gerçek ortaya çıktı. Senaryo finale doğru ilerlerken adımlarını yeterince etkileyici biçimde atamıyordu. İlk kısımda yakalanan yükseliş ve izleyiciye yaşatılan climax (tepe noktası), ikinci kısımda adeta Marvel evreninde geçen bir tür “Avengers” filmine evrilmişti. Bu yaklaşım, Stranger Things’in temel ruhuyla örtüşmeyen bir yönelim olarak ele alınabilir çünkü dizi, esasen 80’ler korku sineması ekseninde şekillenen bir evren olarak konumlamıştı.
Dizide hiçbir önemli karakterin kahramanca bir biçimde feda edilmemesi, anlatının bu ölçekte bir finali taşımasını zorlaştırıyordu. Ayrıca sezonun 7. bölümünün bugüne kadar en sevilmeyen bölümlerden biri hâline gelmesi ve son derece düşük IMDb puanlarıyla karşılanması, yalnızca Will Byers karakterinin cinsel yönelimine odaklanan anlatının homofobik bir kitleyi tetiklemesiyle açıklanamaz. Zaten önceki bölümlerden itibaren gerileme eğilimi gösteren ve kan kaybeden hikâye yazımı, yedinci bölümle birlikte ne yazık ki dibi gördü.
Yazar: Volkan Çağlayan
Editör: Zehra Eda Sert

