Dünya festivallerinde 2025 perdesi yavaş yavaş kapanırken, Filmekimi ile birlikte sinemayla yaza veda etmenin tam zamanı. 3–12 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin programı sinefilleri birçok açıdan heyecanlandırırken, merakla beklediğimiz fakat listede yer almayan filmler ise doğrusu biraz hayal kırıklığı yarattı.
Seçkide toplam 48 uzun metraj yer alıyor. Bunların 40’ını Cannes, Venedik, Berlin ve diğer festivallerde yerinde izleme fırsatı bulan biri olarak kısaca notlarımız ve kişisel önerilerimiz şu şekilde:
Seçkinin Bize Göre En İyi 10 Filmi (A–Z)
Trier’in duyguların aktarımı, aile içi dinamikler ve geçmişle yüzleşme üzerine odaklanan muhteşem filmi Manevi Değer, Jarmusch’un hinzir bir şekilde aile dinamikleriyle oynadığı Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş, Park Chan Wook’un dram ve kara komedi arasında dans eden kapitalizm hicvi Başka Yolu Yok filmleri elbette ki festivalin en çok beklenen yapımları.
Yılın en iyilerinden Üzgünüm, Bebeğim ve dünyanın hala duyamadığı Hind Rajab’ın Sesi de mutlaka şans verilmesi gereken filmler arasında. Ve Sırat – festivalde üçüncü kez izleyeceğimiz tek film olarak kesinlikle sinemada görülmesi gereken bir yapım. Oliver Laxe’i tanıyanlar, ne demek istediğimizi çoktan anladı bile.
- Baba Anne Kız Kardeş Erkek Kardeş
- Babamın Gölgesi
- Başka Yolu Yok
- Gizli Ajan
- Görünmez Kaza
- Hind Rajab’ın Sesi
- Manevi Değer
- Sırat
- Üzgünüm, Bebeğim
- Yeniden
Diğer Önerilerimiz
Yaratıcılığını ve keskin mizahını Hollywood’un altın kafesinde kısıtlı da olsa sergileyebilen Lanthimos (Bugonia) ve yine tuhaf evrenlerde ufukları açan Ducarnou (Alpha) en dikkat çeken yapımlar arasında.
Ramsey’den daha fazlasını beklediğimiz Geber Aşkım ve Toni Servillo’nun on yıllardır birlikte çalıştığı Sorrentino ile sonunda Venedik’te En İyi Aktör ödülünü çoktan hak ettiği La Grazia da tabii ki merceğimizde.
Del Toro, Frankenstein ile klasik hikaye anlatımını muazzamlaştırmanın kitabını yazarken, Petzold Aynalar No.3 ile klasik üçlemeleri andıran gizem ve dram tonlarını sürdürüyor.
- Alpha
- Aynalar No.3
- Bugonia
- Enzo
- Flamingo’nun Gizemli Bakışı
- Frankenstein
- Geber Aşkım
- İki Savcı
- La Grazia
- Örümcek Kadının Öpücüğü
- Splitsville
- Yeni Dalga
- Yetim
- Yüreğini Eline Al ve Yürü
Bu Filmleri Biz de Filmekimi’nde İzleyeceğiz
- Aşk Mektupları
- Cam Sehpa
- Çatıda Biri Var
- Gelecek de Gelecek
- Hedda
- Jay Kelly
- Kokuhô
- Orta Sınıf
Kendi Riskinizde İzleyiniz
Bizim için özellikle kamerasını nedense Amerika politikasına çeviren Eddington (Ari Aster) ve travmatik bir tema ile zorlayıcı bir sinema deneyimi kurmasına rağmen tam olarak neyi hedeflediğini anlayamadığımız Dardenneler (Genç Anneler) büyük hayal kırıklığı oldu.
Savaşın yok ettiği bir şehirde derdi western olan Nasser kardeşler sinir bozarken (Bir Zamanlar Gazze’de), Ethan Hawke’ı Margaret Qualley önünde film boyunca diz çöktüren (!) Linklater ne yapmak, nereye varmak istemekteydi?
Son olarak Düşüşün Tınısı, kimilerine göre şimdiden modern bir klasik, sahane bir yedinci sanat eseri; diğerlerine göre ise paralel hikaye kurgusu ve başarılı teknik niteliklerine rağmen yönetmenin iki buçuk saat boyunca “sanat filmi” yapmak için kıvrandığı bir yapıt olmuş.
- Bir Zamanlar Gazze’de
- Ceza
- Cumhuriyetin Kartalları
- Doğada Delirmek Daha İyi
- Düşe
- Düşüşün Tınısı
- Eddington
- Genç Anneler
- Josef Mengele’nin Kayboluşu
- Kız Kardeş
- Mavi Ay
- O da Bir Şey mi
- Özel Hayat
- Sesin Hikayesi
- Yeni Şafak Solarken
Değinmeden edemeyeceğiz, festival mekanlardaki önemli değişiklikler dikkat çekiyor: Paribu Art salonu listeye eklenirken, Sinematek ve Nautilus’ta gösterim olmaması büyük tepkiyle karşılandı.
Lale Kart sahiplerine bilet satışları 23 Eylül itibariyle kademeli olarak başlayacak. Genel satış ise 26 Eylül’de açılıyor. Daha fazla bilgi için İKSV’nin websitesini ziyaret edebilirsiniz.
Herkese iyi festivaller!
Nil Birinci
