"The past is never dead. It’s not even past.”
İsimsiz bir mezarlığa gömülse de asla ölmeyen çocuklara ait üstünden yıllar geçse de asla unutulmayacak bir geçmiş söz konusuyken, ırkçılık Amerikan tarihinde sürekli ağza gelen safra suyu gibi, acı ve boğaz yakıyor.
Karakterlerini, mekanları, doğayı ve aralarındaki ilişkiyi olduğu gibi sunarken çok etkileyici. Seyircisini davet ettiği yol beklenmedik ve kışkırtıcı. Karşımıza bir masal da çıkabilir, kalp kırıklığı kabullenişe de dönüşebilir; belki artık büyümüş, belki de bir süre için çocukluğa geri dönmüşüzdür.