/

HOLLYWOOD FAUST: Arthouse’tan Hollywood’a Geçişin Bedeli Part 3

Üçüncü Dalga: 80’ler-90’lar & Endüstriyel Kanatlar

Paul Verhoeven’in sinemasal yolculuğu, provokasyonun ana akımla kurduğu en sert ve en riskli temaslardan birini temsil eder. Hollanda’da çektiği Turks Fruit (Turkish Delight, 1973), Soldaat van Oranje (Soldier of Orange, 1977) ve De vierde man (The Fourth Man) 1983), bedeni, şiddeti ve iktidar ilişkilerini açık bir cinsellik ve rahatsız edici bir ironiyle ele alır; Verhoeven’in sineması baştan itibaren uzlaşmaya kapalıdır. Hollywood’a geçişi (RoboCop, 1987; Total Recall, 1990), yüzeyde tür sinemasına uyum gibi görünse de, bu filmler Amerikan militarizmini, tüketim kültürünü ve erkeklik mitlerini satirik bir aşırılık üzerinden içeriden zorlayan metinler olarak okunabilir. Ancak bu strateji, stüdyo sistemiyle her zaman simetrik bir güç ilişkisi üretmez.

Showgirls (1995), Verhoeven’in Hollywood’daki kırılma noktasıdır: Film, hem sistemin ikiyüzlülüğünü açığa çıkarır hem de yönetmenin ana akım içinde ne ölçüde tolere edilebileceğini net biçimde gösterir. Hollow Man (2000) sonrası Amerika’dan kopan Verhoeven, Avrupa’ya dönüşünde (Elle, 2016) daha minimal ama hala saldırgan bir sinema dili kurar. Bu bağlamda Verhoeven, Hollywood’da ehlileşmeyi reddeden; fakat bu reddin bedelini marjinalleşmeyle ödeyen bir auteur olarak, sistemle kurulan Faustvari pazarlığın en çatlak ve en öğretici örneklerinden biri olarak konumlanır.

Fransız yönetmen Luc Besson’un sineması, Avrupa arthouse geleneğinden çok, erken yaşta küresel popüler sinemayla flört eden hibrit bir yapı kurar. Subway [1985], Le Grand Bleu [1988] ve özellikle Léon [1994] ile Besson, stilize şiddet, çocukluk masumiyeti ve pop estetiğini bir araya getirerek kendine özgü bir görsel marka yaratır. Hollywood’a geçişi, birçok Avrupalı auteur’ün aksine bir “kopuş” değil, zaten hedeflenen bir genişleme olarak okunabilir; Besson baştan itibaren uluslararası izleyiciye seslenen, İngilizce anlatıyı benimseyen bir sinema dili kurmuştur.

Bu nedenle Besson, ruhunu satmaktan ziyade, baştan beri ana akımın kurallarına göre oynayan ama estetik kontrolü elinde tutmaya çalışan bir figürdür. The Fifth Element [1997] ve Lucy [2014] gibi filmler, anlatısal derinlikten çok görsel hız ve mitolojik sadelik üzerine kurulur. Besson’un kariyeri, arthouse-Hollywood ikiliğinin dışında, Avrupa merkezli ama küresel düşünen bir “pop auteur” modelini temsil eder; bu yönüyle, kaybedilmiş bir özgünlükten ziyade bilinçli bir konumlanma örneğidir.

Ang Lee, kültürel geçişkenliğin sinemasal bir avantaja dönüştüğü ender örneklerdendir. Tayvan’da başlayan kariyeri (Tui shou [Pushing Hands, 1991], Xi yan [The Wedding Banquet, 1993]), aile, bastırılmış kimlikler ve kültürel çatışmalar etrafında şekillenirken, Lee kısa sürede bu temaları farklı tür ve coğrafyalara taşıyabilecek esnek bir anlatı dili geliştirir. Hollywood’a geçişi (Sense and Sensibility [1995]), bir uyum krizinden çok, duygusal inceliğin ana akıma taşınması olarak gerçekleşir; Lee, türler arasında dolaşırken merkezde her zaman bastırılmış arzu ve içsel çatışmayı tutar.

Brokeback Mountain [2005] ve Life of Pi [2012] Lee’nin büyük bütçelerle çalışırken bile duygusal kırılganlığı koruyabildiğini gösterir. Hatta daha sonra Mandarin dilinde çektiği Se, jie (Lust, Caution 2007) ile, aralarında iki BAFTA adaylığının da bulunduğu çok sayıda ödül kazanarak uluslararası alanda büyük takdir toplamıştır. Onun sineması, ne tam anlamıyla ulusal ne de tamamen evrenseldir; daha çok kimliklerin akışkanlığını ve anlatının geçirgenliğini savunan bir estetik üzerine kuruludur. Ang Lee, Hollywood içinde var olmayı bir güç kaybı değil, anlatı alanını genişletme fırsatı olarak değerlendiren, sessiz ama dirençli bir auteur modelidir.

Wong Kar-wai’nin sinemasal evreni, zaman, bellek ve arzu üzerine kurulu kapalı bir poetik sistemdir. Hong Kong’da şekillenen kariyeri (Ah fei jing juen [Days of Being Wild, 1990], Chung Hing sam lam [Chungking Express, 1994], Fa yeung nin wah [In the Mood for Love, 2000]), parçalı anlatı, tekrar eden motifler ve duygusal askıda kalma haliyle modern sinemanın en özgün dillerinden birini oluşturur. Wong’un sineması baştan itibaren yerel olmaktan çok evrensel bir melankoliye yaslanır; ancak bu evrensellik, ana akıma açılma isteğinden değil, içsel bir ritim ve duygu sürekliliğinden doğar.

Hollywood deneyimi (My Blueberry Nights, 2007), Wong’un sinemasında bir kırılma değil, bir sınır testi gibidir. Film, onun görsel ve duygusal imzasını taşısa da, stüdyo yapısının üretim disiplini Wong’un sezgisel, doğaçlamaya dayalı yöntemleriyle tam olarak örtüşmez. (Wong bu dönemde Lancôme, Dior gibi küresel markalar için parfüm reklamları da çekmiştir). Bu deneyimin ardından Wong’un yeniden Asya merkezli üretime dönmesi, Hollywood’un onu dönüştüremediğini; aksine, onun sinemasının sistem dışı doğasını daha da görünür kıldığını gösterir. Wong Kar-wai, küresel bir auteur olmasına rağmen, ana akım tarafından tamamen evcilleştirilemeyen sinemacılardan biridir.

Not: Bu yazı, arthouse sinemadan Hollywood’a geçiş yapan yönetmenlerin tarihsel serüvenini inceleyen bir dosya serisinin ilk bölümüdür. Yazının devamında, benzer yolu izleyen yönetmenler ve bu geçişin etkileri ele alınacaktır.

Serinin Devamı:
Part 1: İkinci Dalga: Savaş Sonrası & Yeni Hollywood’a Doğru (1950–70’ler)
Part 2: Üçüncü Dalga: 80’ler – 90’lar & Endüstriyel Kanatlar
Part 4: Dördüncü Dalga: 2000’ler – Bugün

Yazar: Nil Birinci

Metinde Geçen Film Referansları

  • Turks Fruit – 1973 – Paul Verhoeven
  • Soldaat van Oranje – 1977 – Paul Verhoeven
  • De vierde man – 1983 – Paul Verhoeven
  • RoboCop – 1987 – Paul Verhoeven
  • Total Recall – 1990 – Paul Verhoeven
  • Showgirls – 1995 – Paul Verhoeven
  • Hollow Man – 2000 – Paul Verhoeven
  • Elle – 2016 – Paul Verhoeven

  • Subway – 1985 – Luc Besson
  • Le Grand Bleu – 1988 – Luc Besson
  • Léon: The Professional – 1994 – Luc Besson
  • The Fifth Element – 1997 – Luc Besson
  • Lucy – 2014 – Luc Besson

  • Pushing Hands – 1991 – Ang Lee
  • The Wedding Banquet – 1993 – Ang Lee
  • Sense and Sensibility – 1995 – Ang Lee
  • Brokeback Mountain – 2005 – Ang Lee
  • Life of Pi – 2012 – Ang Lee
  • Lust, Caution – 2007 – Ang Lee

  • Days of Being Wild – 1990 – Wong Kar-wai
  • Chungking Express – 1994 – Wong Kar-wai
  • In the Mood for Love – 2000 – Wong Kar-wai
  • My Blueberry Nights – 2007 – Wong Kar-wai